Bir süredir paylaşım frekansını artıracak, içeriği daha sade hale getirecek farklı bir yapı düşünüyordum. Aradığımı tumblr’da buldum. Indiependent Sound’a yazdığım son yazının üzerinden 1 ay geçmiş. Ancak bu süre içerisinde boş durmadım. Küçük Tansiyon adıyla tumblr üzerinde açtığım sayfa aracılığıyla tam tamına 52 adet paylaşımda bulunmuşum. Okumaya devam et
Küçük tansiyona iyi gelen, çarpıntıyı alan kayıtlar
8 Mart, 8 Kadın, 8 Kayıt
Çok fazla söylenecek şey yok. Söylenecek şeylerin de çoğu geçtiğimiz senelerden daha üzücü, daha düşündürücü.
8 Mart için 8 kadından son dönemlerde mesaimi fazlasıyla işgal eden 8 muazzam kayıt seçtim. Keyifli dinletiler… Okumaya devam et
Thom Yorke’a apaçi dansını layık gören bir milletin evlatlarıyız biz.
Ada’nın deli oğlanı Thom Yorke, naçizane projesi Radiohead ile 8. stüdyo albümü The King Of Limbs’i (TKoL) 18 Şubat itibariyle alternatif dağıtım kanalı W.A.S.T.E. aracılığıyla dinleyenlerine sundu. 14 Şubat tarihiyle ön satışa çıkan albümün dijital kopyası için 6 pound ödeyerek 19 Şubat tarihinde albümü indirme imkanı yakalıyordunuz. Bu sefer sürpriz ne olacak diye beklerken açıklanan tarihten 1 gün önce albüm download’a açıldı. Okumaya devam et
Bella Union’dan babam çıksa dinlerim.
Lanterns On The Lake, 2008 yılında eli yüzü berrak 6 İngiliz genç tarafından kurulmuş bir Britanya projesi. Hazel, Paul, Adam, Sarah, Brendan ve Ol; bu projeden önce de amatör müzik camiasının içinde olduklarından biraraya gelmekte pek zorlanmamışlar. Bu gençlerin benim gibi mesaili çalışan biri için en dikkat çekici ortak özelliği, hepsinin hayatlarını idame ettirmek için çalışmak zorunda oldukları birer işlerinin bulunması ve hepsinin de işlerinden nefret ediyor olması. Okumaya devam et
İskoç ekspresyonizminin yegane temsilcisi Conquering Animal Sound
İskoçya, Edinburghlu iki genç James Scott ve Anneke Kampman, bundan 4 sene önce üniversitede tanıştıklarında kuvvetle muhtemel işin bu noktaya varacağını bilmiyorlardı. Zira Avrupa’daki bu kitle için birkaç loop pedal, bir keyboard ve mikrofon ile üniversitede amatör kayıtlar yapmak pek olağandışı bir durum değil. Okumaya devam et
Dikkatleri üzerine çeken sarı devekuşu: Alex Schaaf.
Wisconsin doğumlu, New York yerleşik genç müzisyen Alex Schaaf’ın solo projesi Yellow Ostrich, geçtiğimiz senenin ikinci yarısında yayımladığı üç EP ile Birleşik Devletler’in bağımsızcıları arasında kendine yer edindi.
Schaaf, koro ve akapella geçmişi olan bir müzisyen. Geçtiğimiz Ağustos ayında Bandcamp’deki sayfası üzerinden “download”a sunduğu Fade Cave EP’sindeki kayıtlarda karşımıza çıkan loop vokaller bu geçmişin bir uzantısı niteliğinde. Okumaya devam et
Kendi topraklarında, olağan ve olağan dışı şeylere dair bir Belle&Sebastian konseri
Hayır, Cécile Aubry’nin Belle et Sébastien’ini hiç okumadım. Belle&Sebastian ismiyle ilk karşılaşmam ise 2000 yılına tarihleniyor. İnternete olan kısıtlı ve düşük hızlı erişimimizin henüz hayatımıza mp3 kavramını sokamadığı, müzik arşivimizi Kadıköy’den satın aldığımız ahşap tezgah cdlerinin oluşturduğu dönemde; kapağında tuhaf bakışlı, ikiz kız fotoğrafının olduğu CD dikkatimi çekmişti. Okumaya devam et
Efterklang’ın yeşil hırkasını geri verir misiniz lütfen?
Casper Clausen, Mads Brauer, Thomas Husmer, ve Rasmus Stolberg dörtlüsünün temelini oluşturduğu Efterklang, bundan tam 1 sene önce 29 Aralık 2009’da Indigo’da sahne aldığında, İstanbul’un kuzey müziğine duyduğu hayranlık karşısında haklı sevinçlerini ve şaşkınlıklarını gizlememişti. Okumaya devam et
Mind The “Gabby Young & Other Animals”
Bu olağanüstü güzelliğe ve nevi şahsına münhasır giyim kuşama sahip bayanın bir İngiliz olduğuna ancak biyografisini okuyup müziğe olan tutkusunu algıladığınızda inanabilirsiniz. Bir ihtimal, ilk bakışta vatandaşı Imogen Heap’i andıran duruşu bu konuda yol gösterici olabilir. Okumaya devam et
Cadılar Bayramı’nın başsız süvarisi: Headless Horseman
Headless Horseman, nam-ı diğer Başsız Süvari, 19. yüzyıl Amerikan yazarı Washington Irving’in The Legend of Sleepy Hollow (Uykulu Kuytu Menkıbesi) isimli kısa hikayesinin kahramınıdır.Birmingham’da yazılıp ilk olarak 1820’de yayımlanan hikayenin kahramanlarından Headless Horseman, bir Alman askerinin hayaleti olduğu düşünülen başsız bir süvaridir. Okumaya devam et